İngilizce Öğrenmenin Püf Noktaları

Tercümanlar, İngilizce öğretmenleriyle birlikte “İngilizce Öğrenin Püf Noktaları” konusunda sürekli danışılan dil uzmanları arasındadır. Öte yandan, bu yazının amacı sıfırdan bir dil eğitimi konusunda derinlemesine bir analiz yapmak değil, dil bariyerini bir türlü aşamayan bireylere pratik tavsiyeler vermektir.

İngilizce dahil tüm yabancı dilleri öğrenmede püf nokta, İngilizce “exposure” kelimesiyle ifade edilebilir. Türkçeye doğrudan aktarılamayan bu kelime, haşır neşir olmak anlamına gelir. Nasıl anadilimizi, bebeklik döneminden itibaren tekrarlı uygulamalarla öğreniyorsak bir yabancı dili öğrenirken de bir kez görmek, duymak veya yazmak yeterli değildir. İngilizce öğrenmek, kendimize uygun bir öğrenme süreci oluşturmak ve sürekli tekrar gerektirir.

İngilizce öğrenirken iki hatanın çok sık yapıldığını görüyoruz:

  • Temel dil unsurlarını (zamanlar, gramer, vb.) sırayla öğrenmenin yeterli olduğunu düşünmek
  • Belirli kalıpları tekrarlamanın (öğrenciyken 50 kez yazdığımız kelimeler) yeterli olduğu düşünmek

İngilizce öğrenmek, farklı dil unsurlarını sürekli birlikte pekiştirmeyi ve tekrarlar sırasında zihnimize hep farklı bir unsuru (İngilizce geçmiş zaman, sıfatlar, deyimler, diyalog, dinleme, yazma denemeleri) entegre etmeyi gerektirir.

İngilizce Öğrenmenin Püf Noktaları

1) Okuma

2) Sözlük Kullanımı (Matbu?) (İngilizce-İngilizce?)

3) İlişkilendirme, örneklendirme ve yazma

4) Dinleme

5) Konuşma

Okuma

İngilizcenin sınıf ortamına hapsolduğu ve dil öğreniminin pratikte kültürel bir karşılığının olmadığı ülkemizde (Hollanda değiliz) en çok tekrarladığımız eylem, ironik bir şekilde de olsa, okuma. Yani bir numaralı hobimiz olmayan okumayı dil öğrenirken dinlemekten, yazmaktan veya konuşma egzersizi yapmadan daha çok uyguluyoruz. Elbette okuma, aşağıdaki adımlarla desteklediğimiz sürece, çok değerli bir pratik.

Yabancı dil öğrenme amacımıza bağlı olarak okuduğumuz kaynaklar çeşitlilik göstermelidir. Genel İngilizce için başlangıç düzeyinde Oxford hikaye kitapları okumak, güncel gelişmelerde neyin nasıl anlatıldığını görmek için BBC, Reuters gibi haber sitelerini okumak, daha profesyonel bir İngilizce için Wall Street Journal, Economist, Psychology Today gibi yayınları takip etmek, sınava hazırlık için YDS, TOEFL odaklı kaynakları okumak, vb.

Okumada en önemli püf noktası kelime/vocabulary odaklı ilerlemektir. Yani, okumalarımız sırasında notlar (en azından kelimeler) çıkarmak kritik önemdedir. Peki nasıl?

Sözlük Kullanımı (Matbu?) (İngilizce-İngilizce?)

Kullanırken en çok zorlandığımız kaynaklardan başında sözlükler gelir. Bu satırların yazarının “L sözlük” yüzünden İngilizceden soğumak üzereyken Oxford University Press sözlükleriyle tanışması kendisine tercümanlığa giden yolu açmıştır. Günümüzde internet, sözcüklerin anlamına bakmada hızlı bir çözüm sunarken sözlük kullanımında olduğu gibi kalıcı bir öğrenme sağlamıyor. O yüzden İngilizce öğrenirken matbu İngilizce-İngilizce sözlük kullanmak çok yararlı olacaktır. Kelimelerin tanımlarına bu sözlüklerden bakarsanız şunlara ulaşacaksınız:

  1. GELİŞİM: Temel seviyedeki İngilizcemiz, tanımları yorumlamamıza yardımcı olurken zorlandığımız sözcükler, gramer yapıları, vb. bölümlerle gelişimimiz hızlanır. Spor yapmak gibi.
  2. DÜZELTME: Sözlük kullanmadığımızda “yanlış” şekillenen dil öğrenimi doğru bir temele oturur. Örneğin birinden özür dilemek İngilizcede “apologize from sb” değildir. Peki, apologize ile ilgili doğru kullanım nedir? Sözlükler bizi, öğrendiğimiz yabancı dil konusunda bir anadil konuşmacısı kadar geliştirebilir.
  3. PEKİŞTİRME: Dilin tüm unsularını (zamanlar, fiiller, deyimsel ifadeler, vb.) tanımlar ve örnek cümleler sayesinde sürekli tekrarlayıp benimseriz.

Elbette, tanım ve örnekleri inceleyecek zaman ve alışkanlığı yaratırsanız internet sözlüğü de kullanabilirsiniz.

İlişkilendirme, örneklendirme ve yazma

Matbu sözlük kullanırken öğrenilen kelimeleri bir yere not etmek yararlı olmaz mı? Peki, hangilerini not edeceksiniz?

İngilizce öğrenmenin püf noktaları deyince “çağırışım metodu” öne çıkıyor. Bu metot, kelimeleri hızlı ve doğal bir şekilde öğrenmenizi sağlar. Çağrışım metodu, yeni bir sözcüğü/ifadeyi her türlü hayat tecrübesiyle (sevgi, haz, önemseme, karşı çıkma) ilişkilendirme işidir.

Örnek? “Inflitrate” (sızmak) sözcüğüne baktığınızda karşınıza çıkan tanım, hiçbir deneyiminizle ilgili olmayabilir; ancak ana karakterin mafyaya sızdığı Kurtlar Vadisi dizisini, Türk toplumunu şiddete sevk etmekle eleştiriyorsanız İngilizce-İngilizce sözlüğe bakıp size özgü bir örnek oluşturmak ve bunu yazmak yetecektir:

In the series, Polat Alemdar inflitrates into the mafia. (Dizide, Polat Alemdar mafyaya sızar)

Demek ki öğrenilen kelimelerle ilgili örnek ifadeler/cümleler yazmak önemli.

Diğer çağrıım örnekleri Türkçe ve İngilizce kelimelerdeki harflerle oluşturulabilir. İngilizcede öğreneceğiniz “evolution” kelimesi başka bir kelime olan revolution’ın içinde bulunuyor. Aynı içerme durumu Türkçede evrim ve devrim kelimeleri için de geçerli.


 “evrim”–“devrim”

evolution”-“revolution”

Demek ki öğrenilen kelimeleri çağırışım yaratacak şekilde yazmak önemli…

Peki, şu çağrışım metoduna ne dersiniz?

investigate  
preventstate-of-the-art 
launch technology

Bir kelime listesi oluşturun; eylemler/fiiller mavi, sıfatlar niteleme yaptığı için kırmızı, kavramlar/isimler sabit olduğundan siyah olsun. Bunları sadece ilgili sütunlara (verb sütunu, noun sütünü) yazın ki kelimeleri düşündüğünüzde renkleri aklınıza gelsin; isim, sıfat, fiil olduklarını hatırlayın.

Burada fiil+sıfat+isim sıralamasının nedeni, İngilizcedeki cümle kurulumu: S+V+O.

 “Sıcak süt severim” ifadesini şöyle dönüştürüyoruz: “I like hot milk.”

Not: matbu sözlük kullanmak ne kadar faydalıysa kelimeleri bilgisayara değil, kağıda aktarmak da o kadar önemlidir.

Dinleme

Biraz eğlenceli bir konuya geçelim… 90’larda yabancı dil öğrenmek için bir ülkeye gitmek gerektiği söylenir; İngilizceyi “iyi” öğrenemeyenler yurt dışı imkanlarının olmamasından dert yanardı… Artık bu diziler, sorununuzun %50’sini kökünden çözüyor. %50’si diyorum; çünkü burada aktif dinleme yeteneğiniz güçleniyor.

Bu dizileri izlerken dikkat etmeniz gereken husus, Türkçe altyazı ile izlememek… Dil öğrenmek için dizi izliyorsanız Türkçe altyazı, sizi sadece tembelliğe iter. En faydalı yöntem şu şekilde: başlangıç seviyesinde olanlar için diziyi önce İngilizce, sonra Türkçe altyazılı izlemek. Orta ve daha yüksek düzeyde olanlar için ise altyazısız izleyip, ikinci seferde İngilizce altyazı eklemektir. 45 dk’lık bir bölümü 2 kez izleyecek kadar vakit ve sabrınız yoksa kısa diziler seçin: “Modern Family,” “How I Met Your Mother,” “Slicon Valley,” “Big Bang Theory,” vb.

Dizilerde öğrendiklerinizi, ikinci adımda (Bkz. 2. İlişkilendirme, yazma, örneklendirme) oluşturduğunuz kaynaklara mutlaka ekleyin:

Örnek: “Kaç dakika kaldı?” ifadesi, bir dizide “How many minutes are left?” yerine nasıl bir günlük kullanımla karşımıza çıkar? Yanıt: “How many minutes to go?”

Diğer bir kaynak elbette canlı TV yayınları: http://www.freeintertv.com/view/id-200

İngilizce Öğrenmenin Püf Noktaları: Konuşma

İngilizce öğrnmenin püf noktaları bizi konuşmaya götürecek diye düşünsek de aslında en önemli gereklilerden biri konuşmanın kendisi. Dolayısıyla, küçük yaşlarda doğru telaffuz için aynı kelimeyi onlarca kez okuyarak tercüman olmuş birinin son mesajı: çekinmeyin 🙂 İyi kaynaklar okuyun, yazılı ve sözlü olarak tekrar edin, dinleyin, ama hep konuşmaya çalışın. Konuşma konusunda profesyonel destek için de birlikte konuşma egzersizleri planlayalım!

İlhan Erdem